Sayfalar

24 Ocak 2013 Perşembe

YORGUNUM DOSTLARIM YORGUNUM YORGUN!

Hişşşşt! 

Sessizlik! 




3 hafta önce yeni evimize taşındık,
Hatta tam anlamıyla 3 hafta olmadı bile...
Harıla gürele taşın, kar kış, eğitim, iş, ev düzenlemesi derken bittim dostlarım.
Hatta dün ablam soruyor:" Nasıl yerleşebildin mi bari?" diye,
Ağlanacak halime güldüm: "Yerleşmiştik de tekrar dağıldı..." dedim.
Bitmiyor bitmiyor bitmiyor bir türlü, evi toplamak o kadar zor geliyor ki işten gelince.
Geçen haftasonu evdeyken şöyle bir elime bez alıp mutfaktan başlayayım dedim,
Hala belim ağrıyor, hala kollarım tutmuyor.
(Bu arada sadece mutfağı bitirebildim :) :( )
Hamlık diyorsunuz değil mi?
Evde oturmuyorum ki hiç, işe git gel, kafa patlatıyorum.
2012 sonu 2013 başı bir sürü değişiklik oldu hayatımda,
Daha önce çalıştığım müdürlükten başka müdürlüğe geçtim ve aslında şu an bu satırları yazmakla oyalanmayıp 11 Şubat 2013 günü teslim etmem gereken projeyi yazıyor olmam gerek...


 
Amaaaa,

AMAAAAA!!!!

YORGUNUM!...
Yorgunum!.. Taşındığımızdan beri geceleri uyuyamıyorum, 
Aslında uykuya geçmekte bir sıkıntım yok, 
Yastıkla uyku arasında pek fark olmuyor, uyuyorum da hep ağrı sızı berbat bir halde dayak yemiş gibi kalkıyorum, anlamıyorum.
Kolum tutulmuş, vücudum ağırlaşmış, dişlerim değil de ağzımdan yeni dişler çıkacakmış gibi ağrı değil acı var resmen. 
"Acı var mı acı?" diye ne de güzel sormuş Reha Muhtar.:) :p
Heh işte kocacığım, ağrı kesici al diyorsun ama anlatamıyorum ki, ağrı yok,
ACI VAR ACI! :(

 

Her sabah bu sabah işe biraz geç gitsem ne olur, hatta izin alıp gitmesemle başlayıp, en son gecikme korkusuyla apar topar evden çıkıyorum.

Yeni iş, yeni ev, bu sene yıldızım jüpiter neler söylüyor dinleyemedim ama yorgunluğuma bir çare bulun yahu?
Ahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh tatil istiyorum. 
Hatta işi bırakmayı ciddi ciddi düşünüyorum,
İşe odaklanamıyorum, geri geri gidiyor resmen ayaklarım her sabah.
Projeyi teslim edememe, yetiştirememe korkusu var bir yandan,
Bir yandan evin interneti hala daha nakil olamadı, o yüzden çalışamıyorum.
Daha doğrusu biz nakil olması için talimat verdik de......

 Ahhhhh efendim ahhhh................
Bir ilkbahar sabahı,
Güneşle uyandınız mı hiççççç?
Çılgın gibi koşarakkkkk kırlara uzandınız mı hiç??????


Duygu geçişlerim böyle işte bu aralar,
TATİL TATİLLLL TATİLLL TATİİİİL,
GERİ VERECEK BUHARLAŞAN ENERJİMİ!!
:p

Hoşgeldin 2013!
PEH! :p

4 Ocak 2013 Cuma

Hakkımda Bilmediğiniz 50 Gerçek

Evet doğru duydunuz!

Benim hakkımda muhtemelen birkaçını bildiğiniz ama çoğunu bilmediğiniz 50 gerçeği açıklayacağım bugün...

Bismillahirrahmanirrahim.
  1. Çocukluğumdan beri tırnaklarımı yerdim, üniversitede bıraktım ama hala uzun durmasına dayanamıyorum :)
  2. Kışın etek giymektense pantalon giyip çizmelerimin içine sokmayı çok seviyorum, sanki beni daha çok ısıtıyormuş gibi :/
  3. Yeni cep telefonu almama rağmen, eskisinden bir türlü kopamadığım için yenisini kullanmıyorum.
  4. Bir şeye bağlandım mı, ondan ayrılmak hiç istemiyorum. Bir battaniyem, bir terliğim olsun :)))
  5. Kolay kolay arkadaş edinemem. Hele dost çok daha zor...Kadın olsun erkek olsun iletişim kuramıyorum, kuramıyorum, kuramıyorum ve bir türlü sürdüremiyorum. :(
  6. Herkese ilk tanışmamızda kendimden çok şey anlatır ve sır veririm, yapmamam gerektiğini bildiğim halde dur diyemem kendime. :(
  7. Ben doğruyu söylüyorum diye herkes doğruyu söyler sanırım.
  8. İnsanlarla kolayca iletişim kurmadığım için hava yaptığımı sanırlar oysa ki kendi halimde bir insanım.
  9. Konuşacak konu bulamam. Muhabbet etmeyi bilmiyorum.
  10. Fazla düşünürüm ama düşündüklerim bir türlü söze dökülmez. (Eşimleyken farklıyım :) )
  11. Pek espritüel değilim. :(
  12. Yazarak daha kolay espri yaparım ve muhabbet edebilirim.
  13. Hiç ders çalışmadığım halde üniversite son sınıfa kadar hep "gizli gizli çalıştığımı ve söylemediğimi" sanan arkadaşlarımı bir türlü ikna edemedim. Hayatımda ders çalışmanın ne demek olduğunu Amerika'da master yaparken öğrendim.
  14. İngilizce Tarih Mezunu'yum ama İngilizce Öğretmenliği Formasyonum, Yönetim Bilimi Yüksek Lisansım ve 1 yıllık Sigortacılık deneyimim var.
  15. Evli ve daha çocuksuzum. ;)
  16. Hayatımda balık sevmezken 2004 yılında İngiltere'den döndüğümde balık sever biri olmuştum.
  17. Kırmızı Et ürünlerini pek yemez, sadece döner ve iskender yerken Amerika'yla birlikte etçil oldum :)
  18. Ot hayatımda hiç yoktu. Sanırım sadece kahvaltı ve tatlıyla yaşıyordum desem yalan olmaz 2007 yılına kadar. 2007 yılından beri et, ot, balık hepsini yemeye ve kilo almaya başladım. :)
  19. Amerika'da toplam 10 kilo aldım, spor yapmama rağmen. Sonra 8 kilosunu verdim.
  20. Makyaj videolarına bu aralar kafayı takmış durumdayım.
  21. Fazla sıkıntıya gelemeyen bir yapım var, elimde değil. :(
  22. Küçükken anneannem beni görmesin diye odasının kapısından gizlice geçerdim ki birşey istemesin :( Kötü bir çocukmuşum :(
  23. Aşırı heyecanlı ve stresli olduğum durumlarda kendimden bir an evvel kurtulmak istiyorum :)
  24. İçimde maceracı yatıyor. Ama bildiğin yatıyor uzatmış ayaklarını ... :p
  25. Ağzını şapırdatan insanlardan, yavaş yiyenlerden, mıymıy konuşanlardan nefret ederim.
  26. Dolap kapakları KAPALI OLACAK o kadar :) ( Hiç takıntım yokken evlenince bu konuda takıntı sahibi oldum)
  27. Ani bir misafirim gelse hala ne yemek yapacağımı bilemem ve 4 kişiden fazlasına yemek yapamam :(
  28. Kendi paramı kazandığım ilk işim bebek bakıcılığıydı, Amerika'da yapmıştım, saati 11 dolara.
  29. Yabancı film ve yabancı müzikleri daha çok severim.
  30. En sevdiğim dizi How I Met Your Mother!
  31. Kıyafetlerin içinde bulunan etiket demeye bin şahit kitapçıkların tümünü keserim.
  32. Bir şeye konsantre olmak için saçlarımla veya tırnaklarımla oynarım. Stresliysem de bunu yaparım :(
  33. Kendi başına karar alamayan bir yapım var, çünkü daha önce kendi başıma işlerimi hiiiiiç halletmek durumunda kalmamışım. İlla ki fikir alırım
  34. Kırmızı, mor en çok sevdiğim, tercih ettiğim ve kullandığım renkler.
  35. İlk sigaramı üniversite'de bir arkadaş içerken hadi ben de içeyim diye içmiştim, sanırım 2 veya 3.sınıftaydım. Hiçbir zaman düzenli içici olmadım, alışmadım, keyif olsun diye severdim şimdi ise yine sevmiyorum.
  36. Kemal Sunal'la Fatma Girik'in Japon İşi adlı filminde, robot intihar edince öldü zannedip çok ağlamıştım.
  37. Boş durmayı sevmiyorum ama kendimi strese sokacak şeylerden de uzak duruyorum.
  38. En sevdiğim şey evimde L koltuğumda uzanıp yabancı komedi dizileri eşimle birlikte izlemek.
  39. Son zamanlarda kahve dünyasının kahve çekirdekli drajelerinin müptelasıyım.
  40. Herşeyi denemek isterim ama bir yandan da çekinirim : ) :(
  41. Karı, soğuğu ve yağmuru hiç sevmezken artık o günleri de sevmeyi Amerika'da öğrendim. İstanbul'da yine hayat durduğu için pek sevmiyorum.
  42. Kronik faranjit hastalığına evlenince yakalandım ve bir türlü peşimi bırakmıyor.
  43. İstanbul dünyanın en güzel şehri ve bu şehrin gecesine gündüzüne aşığım. Ama şu aralar evlilik aşkı öldürdü o kadar :p Hatta evlilik de değil, iş hayatı...
  44. İş hayatı en monoton, en berbat şeymiş, yeni keşfettim.
  45. 1.5 yılda ilk kez 3 gün evde kaldım ve çalışmadan günlerin geçmeyeceğini fark edip, bunalıp tekrar hasta hasta işe koştum. Demek ki neymiş: İşsiz yapamıyormuşum.
  46. En sevdiğim sebze: ROKA
  47. Limonata güzelse bayılırım.
  48. İlk kuşumuzun adı Bahattin'di, kuşumuzun cinsiyeti meğer kızmış sonradan öğrendik :))
  49. Rol yapmayı beceremem, sanırım benden oyuncu olmazdı :(
  50. Ortaokul, lise yıllarında Leonardo DiCaprio ve Ricky Martin'e hayrandım,  posterlerini biriktirirdim. :)))
peki ya siz? 

Hadi hadi utanmayın ;)

9 Ekim 2012 Salı

ZARA GANİMETLERİM 2...


Günaydın günaydın günaydın sanaaaaaaaa! :)

Selamun Aleyküm canlar!

Blogger yeni ara yüzüne geçtiğinden beri yazasım gelmemişti.
Ne zamandır da konuları, resimleri ve kafamı toparlayıp iki lafı bir araya getiremiyordum.
İnsanın kafası dağınık olunca demek ki daha zor oluyormuş!...

***

Yine bir Zara gezmesi sonucu, iki yeni Zara ganimeti ve dahasıyla karşınızdayım... :)

Websitesi'nde aldığım bir babeti ve beğendiğim diğer çizmeleri göremedim,
 Mağazasında da internette gördüklerimi görememiştim gerçi. 
O nedenle ilk olarak beğenip deneyip almadıklarımla, 
ama bir yandan da alıp almamakta kararsız kalıp bir dahaki gelişimde alsam mı dediklerimle başlıyorum 
ve
 FİKRİNİZİ İSTİYORUMMMMMMMM. :)



 Bu modelin ten rengi de vardı, beğendim ama ihtiyacım yoktu, gerek de olmadığına karar verdim :)


 

Bu püsküllü bot da mağazada görmeyip sitesinde beğendiklerimden.
Alır mıydım, bilmiyorum doğrusu.
Fazla iddialı geliyor, hele de iş yerine giyemeyeceksem :)


 Gelelim bir dahaki gidişimde almayı kafama koyduğum çizmelere...
Düz çizmeler favorim, 
Her zaman rahat rahat giyebileceğim bu çizmeleri beğendim ama önden üçgen bir duruşu, kesimi var, o biraz rahatsız etti açıkçası.
Birilerinin fikrini almak istedim :)
Aslında eşimin fikrini almak istedim ama aklımdan çıkmış sonra gösteremedim.
Önden görünümünü bulsaydım iyi olacaktı ama malesef ki yok. :(
Hafif topuklu olmasını da sevdim çünkü en azından suyla direk temas etmeyecek.


Bu ayakkabıyı mağazasında görmedim ama sitesinde görünce bayıldım. 
Öndeki deri ayrıntısı, süetle birleşmesi ve duruşu hoşuma gitti.
Her zaman böyle topuklu giyemediğim için elim bir türlü almaya gitmiyor ama 
Siyah topuklu ayakkabı her zaman dolapta olması gerekenlerden olduğu için git-geller yaşıyorum.



İşte bu gördüğünüzse, sarı metal aksesuarıyla beni benden aldı. 
Bayıldım.
Alsam nerde, ne zaman giyeceğim diye düşünmekten bıktım doğrusu. :)
Dolabımda giyilebilecek ayakkabılar, giyilemeyecek; düğünlük, topuklu ayakkabılardan daha az olduğu için bir türlü alamıyorum. :(


Bu rengi de yine beni benden aldı. 
Ne zamandır nude ayakkabı isteğimi dile getiriyordum, hala daha alabilmiş değilim. 
Sebebi ise topuklu ayakkabıyı artık giyemiyor oluşum :(



Bu kovboy babetleri mağazada görmedim ama görseydim almayı düşünebilirdim. 
Çok beğendim. 
Benim kış için favori renklerim siyah, kırmızı ve beyaz...

Hatta şu an altımda kırmızı bir pantalon,
beyaz gömlek ve siyah tunik olduğu düşünülürse,
bu babetler kombinimi tamamlamış olurdu.
 

Daha önceleri kolay kolay babet de giyemediğimi söylemiştim.
Dün Zara'ya uğradım ve yine üstteki sivri burun babetin üstü yıldızlarla süslü düz siyahını aldım.
Şu an resmi yok elimde ama ilerleyen günlerde facebook'tan paylaşırım.



Bu gri botu da hem rahat hem de kolay kombinleyebilirim diye aldım.
Sizce nasıl?

Topuklu ayakkabılar ve çizme hakkında görüşlerinize ihtiyacım var.
Lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin canlar.

Hepinizi çok özlemişim bu arada.
Kucak kucak sevgilerle...


21 Eylül 2012 Cuma

♥ HOŞGELDİN MİRSAD DENİZ! ♥

Cep telefonum bir süredir çektiğim resimleri mailime ulaştırmıyor ve picasa web albümlerime bir türlü yükleyememekteyim resimleri. 
Bu nedenle de yazılarıma ara vermek zorunda kaldım, resimsiz yazı çok boşmuş gibi gelmeye başladı çünkü.





Facebook'tan takip edenler bilir, burdan da paylaşayım:
17.09.2012 saat 13.00'da 4 numaralı ablamın bir oğlu daha oldu.
Adını da Mirsad Deniz koydular sonunda! :) 
Sonunda diyorum çünkü Mirsad ismini ben kendi oğlum olursa diye bulmuştum ve yıllardır da bana kalsın diye dua ediyordum. :p
Ablamlar da Hüseyin Deniz ve Mirsad arasında gidip gelirken bebek doğduktan 1 gün sonra ancak karar verebildiler Mirsad Deniz'e.
Rabbim bahtını güzel eylesin inşallah,
Sağlıkla büyütmeyi nasip etsin.
Berat Emin'imiz de böylece abi olmuş ve aynı zamanda okullu olmuş oldu.
Aynı anda iki heyecanı birden yaşamış oldular.


Maşallahlarımızı unutmuyoruz değil mi? ;)
Tüm maşallahlar bu yakışıklı bebeğin şimdi.

Bu arada bebek şekerleri gelenlere hediye edilmek üzere kardeşimden.
Bebek çikolataları da yine hastaneye gelenlere ikram edilmek üzere bebeğin annesi Hale ablam'dan.


41 kere maşallah barekallah. ;)

***

Dualarınızı eksik etmeyin olur mu?
Bu aralar, iş yerimizde tadilat vardı, düzeni değişti ve kafam bir milyon.
Haliyle odaklanmakta zorluk çekiyorum,
Sadece sudoku çözerek kendimden geçiyorum diyebilirim. :)

Öpüldünüz şekerler

7 Eylül 2012 Cuma

HAFTASONUNU KARŞILARKEN...

Efendimmmmmmmmmm, merhabalar!!!

Radyo programı sunucuları gibi başladım değil mi? :)

"Selamun Aleyküm" diyim o halde özümüze dönelim ;)

Hayırlı Cumalar!

Stajyer arkadaşımızdan gelen mesajla başlamak istiyorum bugünkü postuma....



 "Rabbim dualı bir hayat yaşayan, 
Duasını hayatına taşıyan,
Başkalarının duasını alan ve
Duası kabul olan kullardan eylesin inşallah."
AMİN


Geçtiğimiz hafta sonu, ablam, annem ve kardeşim ve tabi biricik yeğenimle Anadolu Yakası'ndaki Messt Cafe'ye kahvaltıya gittik.
 


Canım kardeşimin izniyle, resimlerini paylaşıyorum.
Aslında kendi bloğu da var ve kendisi dahi kendi bloğunda hiç resmini paylaşmamış bundan önce.
Yani bu bana özel! ;)
Ve tabi size özel! ;)




Gidenler bilir, gitmeyenlere de şiddetle tavsiye edilir Messt Cafe;
Köprü ve boğaz manzarası isteyenlere...


Benim için Cumartesi'leri büyüüüüük büyük bir nimet ve çok iyi değerlendirmek istiyorum hep, hafta içi çalıştığım için.



 Bir önceki Cumartesi günü, yine 3lü, pardon 3.5 :) bir de ufak yeğenimle alışveriş merkezi gezimiz vardı. 



 Yeğenim oyuncaklara bakarken biz de gözlükleri deneyip resim çekildik sizler için ;)



Kapanış pozum da böyle olsun madem. :p


Herkese Hayırlı Cumalar,

Hafta sonunuzu güzel geçirmeniz dileğiyle...



5 Eylül 2012 Çarşamba

♥ DÜĞÜN POSTU! ♥ ;)


Geçen Cuma günkü postumda duyurmuştum. 
Bugün Eda'nın düğününe konuk oluyoruz hepimiz.
Öncelikle bir Maşallah alalım hepinizden ;)
Hadi bakalım fazla bekletmeden, buyrun resimler...


Eda'nın nişanı için TIK TIK...


Havuz başında, harika bir açık hava düğünüydü.
Masalar özenle hazırlanmış,
Kandillerle süslüydü...




Masalara ufak hediye kutulardan serpiştirilmişti...



 

Gelinle damadımız, çok geçmeden teşrif ettiler...
Giriş müzikleri ve pasta keserkenki müzikleri bizim düğünümüzdekinin aynısıydı, o nedenle ayrı bir heyecanlandım. 
Sanki gelin benmişim ve tekrar yaşıyormuş gibi hissettim. :)

 
 


 Nikah kıyıldı, havai fişekleri izlemekten boynumuz tutuldu :)




Edacığımın güzelliğine bakın, Maşallah, Barekallah. Allah nazarlardan korusun inş.

Oldukça heyecanlılardı çiftimiz, e ben de gidip biraz heyecanlarını dindireyim dedim.



Veeee gelelim BİZ'e!!!....



 Nişan kıyafetine tekrar girebilme mutluluğunda olan

Canım Kocacığımı

garsonlar damat sanmış olacak ki, özel içecek getirip bahşiş almayı umdular :))


Tu tu tu Allah nazarlardan saklasın :) 

 ♥

Mekana girişte, kırmızı halı serili çok güzel bir yoldan, süslü bir kapıdan giriş yapıyorsunuz.

Kırmızı halı görüpte poz vermemek olmazdı ;)
Nasıl ama? ;)



 Darısı tüm bekarların başına inş. 
Allah mesut etsin canım arkadaşımı.
Bir ömür mutluluklar diliyorum.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Amazon Ormanları'nda!...

Merhabalar,

Aylaaaar aylar önce bir yazımda Amazon ormanları yazım gelecek demiştim....

Geçen gün iş yerinde internet bağlantımız kopunca, oturdum taaa Nisan ayı'ndan bilgisayarımda bekleyen resimleri düzenleme imkanı buldum. 

İşte karşınızda adım adım Amazon! 

:p



Gözlüklerim nasıl yakışmış mı? ;)
 


Florya, Akvaryum'da gerçekten görülmeye değer güzellikte bir şey yapmışlar.
Amazon Ormanları gibi nemli, sıcak ve ıslak bir havası var.
Sesler tam orayı anımsatıyor.




 Bir yandan şakır şakır sular akıyor....








Kesinlikle gidip görülmeli. 









Burda ne için böyle bir hareket yaptım bilmiyorum ama çok sevdiğim bir poz oldu :))

Gidin görün, siz de resimlerinizi çekin ;)

Sevgiler
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Follow Me on Pinterest