Sayfalar

how i met your mother etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
how i met your mother etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2013 Cuma

Hakkımda Bilmediğiniz 50 Gerçek

Evet doğru duydunuz!

Benim hakkımda muhtemelen birkaçını bildiğiniz ama çoğunu bilmediğiniz 50 gerçeği açıklayacağım bugün...

Bismillahirrahmanirrahim.
  1. Çocukluğumdan beri tırnaklarımı yerdim, üniversitede bıraktım ama hala uzun durmasına dayanamıyorum :)
  2. Kışın etek giymektense pantalon giyip çizmelerimin içine sokmayı çok seviyorum, sanki beni daha çok ısıtıyormuş gibi :/
  3. Yeni cep telefonu almama rağmen, eskisinden bir türlü kopamadığım için yenisini kullanmıyorum.
  4. Bir şeye bağlandım mı, ondan ayrılmak hiç istemiyorum. Bir battaniyem, bir terliğim olsun :)))
  5. Kolay kolay arkadaş edinemem. Hele dost çok daha zor...Kadın olsun erkek olsun iletişim kuramıyorum, kuramıyorum, kuramıyorum ve bir türlü sürdüremiyorum. :(
  6. Herkese ilk tanışmamızda kendimden çok şey anlatır ve sır veririm, yapmamam gerektiğini bildiğim halde dur diyemem kendime. :(
  7. Ben doğruyu söylüyorum diye herkes doğruyu söyler sanırım.
  8. İnsanlarla kolayca iletişim kurmadığım için hava yaptığımı sanırlar oysa ki kendi halimde bir insanım.
  9. Konuşacak konu bulamam. Muhabbet etmeyi bilmiyorum.
  10. Fazla düşünürüm ama düşündüklerim bir türlü söze dökülmez. (Eşimleyken farklıyım :) )
  11. Pek espritüel değilim. :(
  12. Yazarak daha kolay espri yaparım ve muhabbet edebilirim.
  13. Hiç ders çalışmadığım halde üniversite son sınıfa kadar hep "gizli gizli çalıştığımı ve söylemediğimi" sanan arkadaşlarımı bir türlü ikna edemedim. Hayatımda ders çalışmanın ne demek olduğunu Amerika'da master yaparken öğrendim.
  14. İngilizce Tarih Mezunu'yum ama İngilizce Öğretmenliği Formasyonum, Yönetim Bilimi Yüksek Lisansım ve 1 yıllık Sigortacılık deneyimim var.
  15. Evli ve daha çocuksuzum. ;)
  16. Hayatımda balık sevmezken 2004 yılında İngiltere'den döndüğümde balık sever biri olmuştum.
  17. Kırmızı Et ürünlerini pek yemez, sadece döner ve iskender yerken Amerika'yla birlikte etçil oldum :)
  18. Ot hayatımda hiç yoktu. Sanırım sadece kahvaltı ve tatlıyla yaşıyordum desem yalan olmaz 2007 yılına kadar. 2007 yılından beri et, ot, balık hepsini yemeye ve kilo almaya başladım. :)
  19. Amerika'da toplam 10 kilo aldım, spor yapmama rağmen. Sonra 8 kilosunu verdim.
  20. Makyaj videolarına bu aralar kafayı takmış durumdayım.
  21. Fazla sıkıntıya gelemeyen bir yapım var, elimde değil. :(
  22. Küçükken anneannem beni görmesin diye odasının kapısından gizlice geçerdim ki birşey istemesin :( Kötü bir çocukmuşum :(
  23. Aşırı heyecanlı ve stresli olduğum durumlarda kendimden bir an evvel kurtulmak istiyorum :)
  24. İçimde maceracı yatıyor. Ama bildiğin yatıyor uzatmış ayaklarını ... :p
  25. Ağzını şapırdatan insanlardan, yavaş yiyenlerden, mıymıy konuşanlardan nefret ederim.
  26. Dolap kapakları KAPALI OLACAK o kadar :) ( Hiç takıntım yokken evlenince bu konuda takıntı sahibi oldum)
  27. Ani bir misafirim gelse hala ne yemek yapacağımı bilemem ve 4 kişiden fazlasına yemek yapamam :(
  28. Kendi paramı kazandığım ilk işim bebek bakıcılığıydı, Amerika'da yapmıştım, saati 11 dolara.
  29. Yabancı film ve yabancı müzikleri daha çok severim.
  30. En sevdiğim dizi How I Met Your Mother!
  31. Kıyafetlerin içinde bulunan etiket demeye bin şahit kitapçıkların tümünü keserim.
  32. Bir şeye konsantre olmak için saçlarımla veya tırnaklarımla oynarım. Stresliysem de bunu yaparım :(
  33. Kendi başına karar alamayan bir yapım var, çünkü daha önce kendi başıma işlerimi hiiiiiç halletmek durumunda kalmamışım. İlla ki fikir alırım
  34. Kırmızı, mor en çok sevdiğim, tercih ettiğim ve kullandığım renkler.
  35. İlk sigaramı üniversite'de bir arkadaş içerken hadi ben de içeyim diye içmiştim, sanırım 2 veya 3.sınıftaydım. Hiçbir zaman düzenli içici olmadım, alışmadım, keyif olsun diye severdim şimdi ise yine sevmiyorum.
  36. Kemal Sunal'la Fatma Girik'in Japon İşi adlı filminde, robot intihar edince öldü zannedip çok ağlamıştım.
  37. Boş durmayı sevmiyorum ama kendimi strese sokacak şeylerden de uzak duruyorum.
  38. En sevdiğim şey evimde L koltuğumda uzanıp yabancı komedi dizileri eşimle birlikte izlemek.
  39. Son zamanlarda kahve dünyasının kahve çekirdekli drajelerinin müptelasıyım.
  40. Herşeyi denemek isterim ama bir yandan da çekinirim : ) :(
  41. Karı, soğuğu ve yağmuru hiç sevmezken artık o günleri de sevmeyi Amerika'da öğrendim. İstanbul'da yine hayat durduğu için pek sevmiyorum.
  42. Kronik faranjit hastalığına evlenince yakalandım ve bir türlü peşimi bırakmıyor.
  43. İstanbul dünyanın en güzel şehri ve bu şehrin gecesine gündüzüne aşığım. Ama şu aralar evlilik aşkı öldürdü o kadar :p Hatta evlilik de değil, iş hayatı...
  44. İş hayatı en monoton, en berbat şeymiş, yeni keşfettim.
  45. 1.5 yılda ilk kez 3 gün evde kaldım ve çalışmadan günlerin geçmeyeceğini fark edip, bunalıp tekrar hasta hasta işe koştum. Demek ki neymiş: İşsiz yapamıyormuşum.
  46. En sevdiğim sebze: ROKA
  47. Limonata güzelse bayılırım.
  48. İlk kuşumuzun adı Bahattin'di, kuşumuzun cinsiyeti meğer kızmış sonradan öğrendik :))
  49. Rol yapmayı beceremem, sanırım benden oyuncu olmazdı :(
  50. Ortaokul, lise yıllarında Leonardo DiCaprio ve Ricky Martin'e hayrandım,  posterlerini biriktirirdim. :)))
peki ya siz? 

Hadi hadi utanmayın ;)

15 Mayıs 2012 Salı

Eski dostlar! ... :)

Bloğuma tam 1 aydır yazı yazmadığımın farkındayım, zor geliyor artık nedense... 
Bahar gelince içimde depreşen "dışarıda olma duygusu"ndan sanırım, içeride kalıp yazı yazmak zor geliyor. 
Bunun için daha pratik bir yol bulmalıyım belli ki...
Ama nasıl? :/

***

Günler hıphızlı geçerken, ben buraya yetişemedim haliyle.
Ben beceremedim, becerenleri tebrik ediyorum. (şak şak şak)

***

Eveet, en son su altından gün yüzüne çıkmıştık ama ben devamını getirememiştim bir türlü... :)
En kısa sürede resimleri eşimin telefonundan alıp ekleyeceğim söz veriyorum, gerçekten görülmeye değer bir ortamdı: Florya'daki Akvaryum.
Amazon ormanları yazısı pek yakında! Şişşşşhh! ;)
(Wait for it! ;) )
(HIMYM'daki Barney'nin sesinden...)

***

Bu süre zarfında kilo verme çabalarımdan, şekersiz çay içme denemelerimden çok bahsetmek istesem de hiç bahsedememiştim.
Geçtiğimiz bir ayda gezdim tozdum :p oh canıma minnet! 
Bazen yedim içtim, bazen de yememeye çalıştım ama gene de yedim hahaha :)
En sonunda: "Rejim diyet hak getire, yazık bu bedene, şişmanlık sultanlıktır, işim olmaz baskülle..." şarkısı eşliğinde bu sayfayı da kapattım çok şükür. :)

***

 "İstanbul Hatırası" yazımda ortaokul arkadaşlarımla görüşmeye başladığımızdan bahsetmiştim.
Buluşmaya devam ediyoruz, gözümüzden yaşlar gelene kadar gülüyoruz...
Maşallah, çok eğlenceli geçiyor.
Son buluşmamızda kardeşim hepimize sürpriz yapmış:  
Paye Butik Pasta'dan canım arkadaşım Fatmacığım'ın ellerine sağlık bizlere nefis bir pasta yapmışlar.



Eski dostlar diye bir yazışma grubu kurmuştuk ve yazışma grubumuzu pastaya taşımış sağolsun güzel kardeşim...
Ortaokul ve lisede devam eden arkadaşlığımız için böyle hoş bir sürpriz düşünmüş.


Lezzeti ayrı güzel, görüntüsü ayrı güzel bu pastaya kim hayır diyebilir ki? 

:)



Ben de hayır diyemedim tabi ki :p



Sofra arkadaşımın sofrası...
 Servis yapmaya hazırlandığı da meşhur kumpiriymiş canım Şeymacığım'ın. 
"Oooohhh yoooo, o çok!" derken ben, "Yedikten sonra bir daha isteyeceksin." dedi ve haklıydı da, bir daha isteyeceğim kadar güzel olmuştu. 

Tarifini merak edenler çekinmeden sorabilirsiniz bana :p
Hemen tarifini aldım tabi ki.
İlk fırsatta deneyeceğim inşallah.


Ne diyoruz?

YAŞASIN YEMEK YEMEEEEEEEEEEEK! 

:)

 Hepinizi öpüyorum canlar, ciğerler!
Ciğer dedim de aklıma geldi,
ciğer mi yapsam bu akşam acaba? 
:p

P.S.: "Ye, Dua et, Sev" filminde Julia Roberts'ın kendini buluşu gibi buldum kendimi.

Sevgiler...




29 Kasım 2011 Salı

♥ LOVE ♥ YOURSELF ♥ FIRST ♥



Çok düşünüp az konuşanlardanım ve bunların neredeyse milyonda birini yazıya dökerim.
Bu yüzden düzenli bir blogger sahibi olamayacağım sanırım, ama kendi halime bırakıldığımda özgürce ve saatlerce yazabiliyorum ve bundan da oldukça keyif alıyorum.
İşte incilerimden dökülenler ;)
***




Bu başlığı yazarkenki maksadım kendimizi şımartmakla ilgili tıpkı Meyye's gibi birşeyler paylaşmayı düşünüyor olmamdı.
Şöyle bir google search yaptım ve çıkan sonuçlar bakın nerelere götürdü...
Buyrun burdan yakın :p
Başlık İngilizce olunca, içerik de İngilizce oldu doğal olarak.
Ama ben sizler için Türkçe özet geçeceğim ;)
Umarım yine de faydalı olur.

***
Bazen sebepsizce hayata, bazen de sevdiklerimize küseriz ya...
Bir çok şey yapmaya can atarken,
İçimizden hiçbir şey yapmak gelmez ya hani,
Bir yaş daha devirmenin arifesinde,
Geçirdiğim yıllarımın muhasebesini ve geçireceklerimin hayalini kurarken
İşte kendimizi daha da sevmenin 7/17 yolu: :)))



1- Kendinize aşık olun: Sizi siz yapan şeyleri düşünün. Büyümek için suya ihtiyacı olan çiçek gibi, kendinizi her yönden beslemeyi öğrenin. Kendinize aşık olmak kendinizi iyi ve kötü taraflarınızla kabullenmekten geçer. Tıpkı çocuklarınızı her yönleriyle koşulsuz sevmek gibi! (Benden eklemedir ;) ) Aynaya bakın ve kendinizin yansımasına aşık olun. Kendinizi sevmek başkalarıyla olan ilişkilerinizi de olumlu etkileyecektir. ;)

Love means never having to say you're sorry. Aşk hiçbir zaman pişman olmamaktır. (Love Story-1970)

2- Kendinizi eleştirmeyi bırakın: Kendinizi yaptığınız en ufak bir hata için azarlar mısınız? Kafanızın içinde sürekli iyi olmadığınızı ve hep hata yaptığınızı söyleyen bir ses mi var? Eğer kendinizi sürekli eleştirdiğinizi düşünüyorsanız, kendinizi eleştirmemek için çaba sarf edin.




 3- Kibar ve olumlu olun: Kendinize karşı kibar ve pozitif olduğunuzda kendinize duyduğunuz sevginiz büyür. Bunu alışkanlık haline getirdiğinizde, kendi gelişiminizi destekleyen hareketler içerisine girmiş olursunuz.

 4- Çabalarınızı kabullenin: Mesele yaptıklarınızda her zaman kazanmak değildir, bazen önemli olan o iş için çaba sarf etmiş olmaktır. En iyi sonucu alamamış olsanız da, elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı kabul etmek de bir hünerdir.
5- Endişelerinizden kurtulun: Kendini sevmek demek endişelerden kurtulmak demek. Sürekli endişe içinde geçen bir yaşam en korkunç yaşam şeklidir. Endişe hiç bir şeye çözüm değildir. Aksine elinizin ayağınızın karışmasına bile neden olabilir. (Yine benden inciler!!! :p) Sadece akıllı adımlar çözüme yaklaştırır. Bu yüzden, endişe etmeyi bırakın ve zamanınızı durumu daha iyiye götürmek için ne yapabileceğinizi düşünerek geçirin. Eğer durum sizin kontrolünüz dışındaysa o zaman durumu daha da yüce bir varlığa Allah'a veya doğa anaya (!) havale edin. Sonra, sonucuna teslim olun. (Bunu gerçekten deneyin göreceksiniz ki stresinizden, endişelerinizden kurtulmanın en güzel yolu)

"Stress happens when we forget God is in charge."  ( Stres Allah'ın iş başında olduğunu unuttuğumuzda gerçekleşir.)

6- Kendinize güvenin: Yeteneklerinize, yapabileceklerinize güvenin. Gerçekten kalbinizi ortaya koyduğunuzda kendiniz için önemli değişiklikler yapabileceğiniz yeteneğinizin olduğunu bilin. Ayrıca kendinizi hedeflerin sonuçlarını resmederek destekleyebilirsiniz.



7- Kendinizi affedin: Geçmişte kendinizi daha az değerli hissetmenize neden olan hatalar yapmışsanız, artık kendinizi affetmeniz gerekmekte. Hepimiz hata yaparız; bu yüzden dövünmeyi bırakın. Ayrıca, çocukluk travmalarından dolayı taşıdığınız duygusal yara yüklerini bir kenara bırakın. Kendinizi affetmeyi öğrenin.
"Everyone’s got some baggage; it’s part of life. But like anything else, it’s easier when someone gives you a hand with it."
(How I Met Your Mother)


Bu arada, bu resim How I met your mother'ın bir sahnesinden alıntı. Bu dizide, insana dair daha önce fark etmediğimiz bazı çıkarımları komik bir dille anlatmalarına bayılıyorum. Eğer izlemediyseniz muhakkak izleyin, benden tavsiye. Bunu başka bir yazıda da kullanmalı kesin daha detaylı olarak ;)

Neyse ne diyorduk?

Hımmm evet!

Kendimizi sevmek,
Bilmeden taşıdığımız geçmişten gelen yüklerimizi geride bırakmak,
Kendimize karşı kibar ve yapıcı olmak,
Taşın altına elimizi koyarak kendimizi affetmek için çaba sarf etmek,
Kendimize güvenmek,
Eleştiri oklarımızı kendimize fırlatmamak...

Bunlar kendimizi sevmenin 17 yolundan sadece 7'si...

Daha fazlası içi lütfen şuraya bi tık
buraya tık tık

Bir yaşımı daha devireceğim şu günlerde hepinize kendinizi daha da çok sevdiğiniz, olduğunuz gibi kendinizi kabullenerek ve bunun ışıltısını etrafınıza saçarak geçireceğiniz nice günler dilerim...

Işıltımı etrafıma saçmam ve kendimi daha da çok sevmem için bana sebepler gösteren canım eşime teşekkürü bir borç bilirim.



Not: Resimler Pinterest'ten alıntıdır.



TO BE CONTINUED...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Follow Me on Pinterest