Aslında güzel şeyler var...
Ama önce fona bunu bi alalım... ;)
İşler yoğun bir yandan;
Benden alınan görevler (kurtulduğuma tam da sevinmişken) tekrar bana verildi, yenileriyle birlikte. :(
Bekleyen bir MİM'im var ama yazamıyorum bir türlü, içimden sürekli cümleler geçiyor ama hepsi araba sürerken gelmek zorunda mı ki :((
Elim kalem kağıt veya klavye tutamazken niye hepsi üşüşür ki? :(
***
Nerelerde olduğumu merak edenlere: :-)
Güneşi görünce hafta sonu, giydim babetleri, Florya sahilinde ablamlarla buluşacaktık ama çok yoğun olduğu için biz Yeşilköy'e doğru yola çıktık, fakat ne mümkün! 50 dakika boyunca park yeri bulamadık Yeşilköy'de. Sonunda tam sahil kenarında bir tane arabanın çıkmasını beklediğimizde artık güneş gitmiş, yerini bulutlara bırakmıştı... :) :(
Florya sahilde olan ablamlar, sahilden yürüyüp tam da park ettiğimiz Yeşilköy balıkçılarının oraya gelmişlerdi bile. :)
Biz kahvaltıdan daha yeni kalktığımız için bişey yiyemedik ama ablamlar balık ekmek ve kokoreç yerken biz de yanlarına oturduk.
Gittikçe soğumaya başlayan havada daha fazla oturamadığımızdan oradan kalkıp
biraz da sahilde yürüyüş yapmak amacıyla Florya'da arabalarını park etmiş olan ablamlara eşlik ettik.
Sonra onlar bizi Yeşilköy'de arabamızın bulunduğu yere bıraktılar. :)) (Biraz deli işi biliyorum ama güzel havalarda trafik gerçekten büyük bir sorun :))
Arada pamukşeker götürmeden olmaz tabi! ;)
Daha sonra da annemlere geçtik, (pamuk(!) gerçekten pamuk gibi :)) annemle (pamuksekerimmm) kardeşimi ve eşini Umre'ye yolcu ettik.
Bol bol dua istekleriyle yolcu ettik bakalım.
Allah kabul etsin şimdiden tüm ibadetlerini.
İlk ve şimdilik(!) son Umre'ye gidişim 1998 yılındaydı.
O zamanlar 13-14 yaşlarında falanım...
Pek farkında olamasam da oradaki amacımın, hala burnumda tüter kendine has kokusu, hala hissederim o bunaltıcı sıcağının yüzüme vuruşunu ve hatırlarım kana kana zemzem sularını içişimi...
Rabbim bizlere de en kısa zamanda nasip etsin inşallah.
***
Pazar günü ise, Anadolu Yakası'nda oturan ablamlara kahvaltıya geçtikten sonra, hep beraber Marina'ya gittik.
Eniştemlerin teknesine gidip havalandırdık,
Güzel bir yemek ve üstüne de tatlımızı yedikten sonra iyice üşümeden eve geçtik.
Marina'ya aşık oldum desem az. Ben ballandıra ballandıra Çeşme'deki marina'yı anlatırken Pendik'teki Marina'nın da ondan kalır yanı yokmuş da ben bilmiyormuşum meğer.
***
Bir de çoooook uzun süredir 15 Aralık'tan beri hatta, ördüğüm 3 boyutlu şalım vardı, yukardaki eşarbımın rengi fuşya.
Sonunda bitti. :))
Ben çok beğendim.
En kısa zamanda resmini çekip yapılışıyla yayınlayacağım.
Umarım siz de beğenirsiniz.
**************************
Resim 1-2-3 Kombin:
Manto: İpekyol,
Babet: Twigy,
Çanta-clutch: Forever New
Şal: Semt pazarı ;)
Gözlük: Dior
Resim 4-5 Kombin:
Manto: İpekyol,
Eşarp: H&M (gördüğüm anda bayıldım, 3 rengini de aldım, uzun süredir eşarp bağlamadığım halde beni almaya itti ;))
Gözlük: Dior
Ayakkabı: Zara
Çanta: Pierre Cardin
Aaaaa neyi nereden aldığımı yazınca kombin yapmış oluyormuşum :)))
Ben uyumuna pek bakmadan giyindim ama...
Bu arada hepsinde bulunan kotum benimle yıllanacak, :) nerden aldığımı hatırlamıyorum bile...
****
Hepinize kucak kucak dua gönderiyorum, güzel kapılar açılsın inşallah herkese... ;)
SEVGİLER








