Sayfalar

mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2012 Çarşamba

Nasıl Anlatsam, Nereden Başlasam!?... ;)



Aslında güzel şeyler var...

Ama önce fona bunu bi alalım... ;)

İşler yoğun bir yandan;
Benden alınan görevler (kurtulduğuma tam da sevinmişken) tekrar bana verildi, yenileriyle birlikte. :(

Bekleyen bir MİM'im var ama yazamıyorum bir türlü, içimden sürekli cümleler geçiyor ama hepsi araba sürerken gelmek zorunda mı ki :(( 
Elim kalem kağıt veya klavye tutamazken niye hepsi üşüşür ki? :(

***

Nerelerde olduğumu merak edenlere: :-)

Güneşi görünce hafta sonu, giydim babetleri, Florya sahilinde ablamlarla buluşacaktık ama çok yoğun olduğu için biz Yeşilköy'e doğru yola çıktık, fakat ne mümkün! 50 dakika boyunca park yeri bulamadık Yeşilköy'de. Sonunda tam sahil kenarında bir tane arabanın çıkmasını beklediğimizde artık güneş gitmiş, yerini bulutlara bırakmıştı... :) :(

Florya sahilde olan ablamlar, sahilden yürüyüp tam da park ettiğimiz Yeşilköy balıkçılarının oraya gelmişlerdi bile. :) 
Biz kahvaltıdan daha yeni kalktığımız için bişey yiyemedik ama ablamlar balık ekmek ve kokoreç yerken biz de yanlarına oturduk.
Gittikçe soğumaya başlayan havada daha fazla oturamadığımızdan oradan kalkıp

biraz da sahilde yürüyüş yapmak amacıyla Florya'da arabalarını park etmiş olan ablamlara eşlik ettik. 
Sonra onlar bizi Yeşilköy'de arabamızın bulunduğu yere bıraktılar. :)) (Biraz deli işi biliyorum ama güzel havalarda trafik gerçekten büyük bir sorun :)) 




Arada pamukşeker götürmeden olmaz tabi! ;)


Daha sonra da annemlere geçtik, (pamuk(!) gerçekten pamuk gibi :)) annemle (pamuksekerimmm) kardeşimi ve eşini Umre'ye yolcu ettik. 
Bol bol dua istekleriyle yolcu ettik bakalım. 
Allah kabul etsin şimdiden tüm ibadetlerini.


İlk ve şimdilik(!) son Umre'ye gidişim 1998 yılındaydı.
O zamanlar 13-14 yaşlarında falanım...
Pek farkında olamasam da oradaki amacımın, hala burnumda tüter kendine has kokusu, hala hissederim o bunaltıcı sıcağının yüzüme vuruşunu ve hatırlarım kana kana zemzem sularını içişimi...

Rabbim bizlere de en kısa zamanda nasip etsin inşallah.

 ***

Pazar günü ise, Anadolu Yakası'nda oturan ablamlara kahvaltıya geçtikten sonra, hep beraber Marina'ya gittik.
Eniştemlerin teknesine gidip havalandırdık, 


Güzel bir yemek ve üstüne de tatlımızı yedikten sonra iyice üşümeden eve geçtik.


Marina'ya aşık oldum desem az. Ben ballandıra ballandıra Çeşme'deki marina'yı anlatırken Pendik'teki Marina'nın da ondan kalır yanı yokmuş da ben bilmiyormuşum meğer.

***

Bir de çoooook uzun süredir 15 Aralık'tan beri hatta, ördüğüm 3 boyutlu şalım vardı, yukardaki eşarbımın rengi fuşya. 
Sonunda bitti. :))
Ben çok beğendim.
En kısa zamanda resmini çekip yapılışıyla yayınlayacağım. 
Umarım siz de beğenirsiniz.

**************************

Resim 1-2-3 Kombin:
Manto: İpekyol,
Babet: Twigy,
Çanta-clutch: Forever New 
Şal: Semt pazarı ;)
Gözlük: Dior

Resim 4-5 Kombin:
Manto: İpekyol,
Eşarp: H&M (gördüğüm anda bayıldım, 3 rengini de aldım, uzun süredir eşarp bağlamadığım halde beni almaya itti ;))
Gözlük: Dior
Ayakkabı: Zara
Çanta: Pierre Cardin


Aaaaa neyi nereden aldığımı yazınca kombin yapmış oluyormuşum :))) 
Ben uyumuna pek bakmadan giyindim ama...
Bu arada hepsinde bulunan kotum benimle yıllanacak, :) nerden aldığımı hatırlamıyorum bile...

****

Hepinize kucak kucak dua gönderiyorum, güzel kapılar açılsın inşallah herkese... ;)

SEVGİLER







13 Şubat 2012 Pazartesi

Çeyizimden inciler Vol. II.



Size daha önce facebook'tan ve twitter'dan da bahsettiğim üzere evimin kapılarını açacaktım bu yazımda...

Veee işte beklenen an geldi...
Çeyiz alışverişine devam edenler için fikir olsun istedim,

Yatak odası mobilyalarım bu şekilde,


Gardrobunu beğenmediğim için alttaki modelin gardrobunu diğerine uydurdular.
Bir de aynalı modellerden uzak durun, açıp kapatırken el izi yapıyor çok fazla. :)

Yatak odası takımı alacaklara küçük bir tiyo vereyim:
Eğer odanız küçük ve yeriniz darsa, kesinlikle sürgülü kapaklı olanları tercih edin.
Sürgülü dolapların dezavantajı; aynı anda giyinemeyecek olmanız malesef. 
Bu da aklınızın bir köşesinde olsun alışverişe çıkacağınız vakit,




Bunlar da daha önce gidip beğendiğim, sonra internetten siparişini verdiğim nevresim takımları...

Yatak odam mor ağırlıklı olduğu için bu nevresim çok güzel tamamladı gerçekten.

Bu da yine odamı aydınlatan avizemin üstündeki dalların modelinde bir nevresim takımı...
Takım gibi oldular.  :)
Aslında takım yapmak için uğraşmamıştım ama sonunda herşey yerli yerine konduğunda sanki hepsi bir bütünün parçalarıymış gibi durdu elhamdülillah.



Yine bu da daha sonrasında internetten siparişini verdiğim fitted çarşaf ve yastık kılıfı seti, özdilekten almıştım.



Yemek odamı daha önce bu postumda sizlerle paylaşmıştım.

Vitrinini özellikle almadım, hem beğenmedim hem de vitrin istemiyordum boşuna yer kaplayacak düşüncesiyle.
Bu yemek odasını alma nedenim ilk görüşte sandalyelerin rengiyle aşk yaşamış olmamız. :)
Biraz da yazın etkisiyle bu modeli aldım çünkü yaz geliniydim, şimdi olsa daha ağır bir takımı tercih ederdim ama beyaz olduğu için yine de memnunum.

Bu da yine bir başka açıdan görünümü...



Burda gözüken saat kulesini de çok beğendim ve aldık :)

Evimin kapıları banyo ve mutfak dolap kapakları beyaz olduğu için mobilyaları da beyaz ağırlıklı seçtim.
Herkese ağız tadıyla oturacağı yuvalar nasip olur inşallah.
Gönlünüzce döşeyebileceğiniz evler dilerim herkese.


Sevgiyle...

P.S.: Bir sonraki postumda ilk mimim ve hafta sonunu geçirdiğim Oylat Kaplıcaları yazım yer alacak, izlemede kalın ;)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Follow Me on Pinterest