Giyinmek beni yoruyor arkadaş!
Hele bugün ne giydim diye paylaşanlara akıl sır erdiremiyorum.
Hayranlığım sonsuz, giyinmeleri yetmiyor bir de her gün bunu fotoğraflıyorlar.
Ne bol vakit öyle!
Fotoğraflıyor ya da fotoğraflanıyorlar; e bu da demektir ki yanında illa ki birileri var.
Ne güzel bir şey!
Ama bana çok uzak.
Ben her sabah işe ne giyeceğime karar verirken bile strese giriyorum.
Strese girmemek için sayısal okumayan biriyim ben, :)
Ne bekliyorsunuz ki?!
Hayır giyimime özen göstermiyor değilim.
Tamam üniversitedeki gibi bir giydiğini bir daha giymeyen,
Kendini topuklu ayakkabılarıyla külkedisi sanan,
Topuklu ayakkabıdan başka bir şey giymeyen biri de değilim artık.
Velhasıl, ne giyeceğime karar vermek bile mesele,
Zaman istiyor hem, uğraş istiyor,
Hadi karar verdim diyelim,
O an beni ölümsüzleştirecek prensim ya uykuda ya da işte oluyor. :)
Sabah işe gidebildiysem ne mutlu diyorum ben de zaten,
Akşam da eve koşarak gidiyorum üstümü değiştirmek için...
Biri de bugün ne giydiğini yazacağına,
Bugün ne giysen diye bana fikir verse mesela ;)
Nasıl olur?
Hayali bile güzel, ıhmmmm.
Nasıl büyük bir huzur o öyle!
Ben ne giyeceğime karar veremediğim için ne düğünlere, ne davetlere katılmadım biliyor musunuz siz? :)
Üniversitede haftanın 5 günü nasıl her gün farklı giyinmeyi başarabilmişim hiç bilmiyorum ama artık her gün ayrı bir kabus benim için.
Neyse ne kadar da uzattım di mi? :)
***
Bu hafta sonu nerdeydim?
Eşimle İstinyePark'ta Cafe Crown'da gördüğümüz bu dekor çok hoşumuza gitti, eşimi çeker gibi yaparak o anı ölümsüzleştirmiş oldum. :p
He bu arada, Allah'tan görmüyor sevgilim bu halini, :) kazara görür mörür aman Allah'ım!
"Kabak niye yaptın, ben kel miyim?" diye kızar sanırım. :)
Burası da cumartesi sabahı kahvaltıya gittiğimiz yer, mekan çok hoştu, koltuk renklerine bayıldım.
Baharda çok daha güzeldir eminim.
Veee...
Burda da bahsetmiş olduğum ve nihayet bitmiş şekliyle küçük görümceme ördüğüm bere ve atkı.
İyi günlerde kullansın inşallah yengesinin bitanesi.
Heyecanlı bekleyiş devam ediyor!
Bunlar da ne zamandır beklediğim ve
burda bahsettiğim, yeşil yeşil görünen taze soğanlarım.
Kırmızı yüzük içine aldıklarım da sümbül ve lale soğanımın baş vermiş hali.
Hangisi hangisi ne yazık ki bilmiyorum ama biri hızla ilerliyor, ya sümbül ya lale birinci gelecek, bakalım hangisi?! :)
Bunların üstüne bir de yeni bir şala başladım.
Yeni iki oyun öğrendim: Dürt, Domino.
Kestane nasıl da bomba gibi patlayabilirmiş onu gördüm.
Immm işte bu haftamın kısa özeti de bu şekildeydi.
***
HEPİNİZE MUTLU HAFTA İÇLERİ DİLİYORUM :)
****