Sayfalar

12 Mart 2012 Pazartesi

Dallı Budaklı...

Yorgun bir pazartesi öğleden sonrasından herkese merhabalar,
Öncelikle yorgunum dediğim gibi,
Haftasonları bana yetmiyor kardeşim!
Kızgınım işte, 3 gün olmalı h.sonu dediğin! :(
Her pazartesi sabahı olduğu gibi bu sabah da toplantımızı yaptık ve işlerin başına döndük.
Bu haftaki toplantı kısa sürdü Allah'tan.
Hava buz gibi olduğundan öğle yemeğine gitmemeyi tercih ettim, onun yerine yemeği buraya getirttim.
Aslında acıkmamıştım ama huyumu öğrendim artık, o an yemeseydim 1 saat sonra açlıktan kıvranıyor olacaktım .:)))

Her neyse! 
Konuyu ben yine hafta sonu ne yaptığıma getirip ordan devam edeceğim...:)

Cuma iş çıkışı eşimle sinemaya gitmeye karar vermiştik ki, bu aralar çok severek izliyor da olsam, cuma akşamlarımı yediği için artık kızmaya başladığım Yalan Dünya dizisini eşim kaçırmak istemediği için eve geçmiş bulunduk.
Sinema işi yattı.
Eve geçtikten sonra da zaten bütün gün bitiyor.
Cumartesi sabahı, öğle ezanına doğru hatta, halen yatıyorken ben, artık midem açlıktan isyan bayrağını çoktan açmış durumdayken telefon çaldı:
Arayan ablamdı.
Anahtar almaya geleceklerdi, böylece bir kahve içmeye uğramış oldular ve birlikte kahvaltı etmiş olduk.
Ordan, duvar kağıtlarına kafayı takmış olan ben, onların her yıl evlerini boyama isteklerine son vermek için duvar kağıdı bakalım fikrini ortaya attım ve yola koyulduk... 
Elimizde bir adres, google maps'e girdik, yol tarifini aldık, 1 saatlik trafik ve dolanma sonunda başladığımız yere hiçbir şey bakamadan geri döndük. :)
Geri döndüğümüzde saat artık 17.00 civarlarındaydı, ablamlarda namaz ve yemek molası verelim sonra sinemaya gideriz diyerek anlaştık. 
Eve girince bir daha çıkmayacağımızı hesaplamamıştık, :) hepimizin daha önce izlediği ama tekrar izlemek istediği Da Vinci Şifresi filmini izlemeye koyulduk...

O sıra anladım ki, benim bir şeyler yapmam lazım, artık boş boş tv, dvd v.s izleyemiyorum, ellerim boş dursun istemiyorummmmmmmmm.
Bir yandan birşeyler üretmek, kıymetli vaktimi daha etkin kullanmak istiyorum.

O sırada, millet filmi izlerken ben daha önce de okumaya başladığım ama sonra kitabımı kaybettiğim için yarıda kalan SINIRLAR adlı kitabı ablamlarda görünce alıp okumaya başladım.
Hayır demekte zorluk çekenler için, kişinin kendi fiziksel sınırları olduğu gibi psikolojik sınırlarının da olduğunu ve bunun bilincinde olması gerektiğini gözler önüne seren, başucunuzda bulunması gereken, altını çizip açıp açıp okuyacağınız, sıkıştığınızda hemen elinizin altında bulunması gereken bir kitap.



Bu arada oldukça akıcı olan Küçük Mucizeler Dükkanı adlı kitabı da okumaya devam ediyorum. Çok bir getirisi var mı bilmiyorum ama su gibi okuyabiliyorsunuz, hatta aynı anda 2 kitap okuyamayan biri için bile bir yanda durup okunabilecek türden bir kitap.


Ne diyordum, evet bizimkiler film izlerken, ben de Sınırlar kitabını okumaya başladım.
Sinemaya da gidememiş olduk böylece. 
Yattı mı bizim film gene :)
Çok üzüldüm diyemem açıkçası, çünkü benim için vakit kaybıydı zaten.
Hafta içi 9 saatimi zaten iş yerinde harcadıktan sonra sinemada 3 saat oturmak hiç işime gelmiyor doğrusu. :))

Film bittikten sonra bu aralar ailece çok zevk alarak oynadığımız ve sürekli benim galibiyetimle sonuçlanan DÜRT adlı bir oyun oynadık. 
Üç saatlik oyunun galibi tabi ki yine BEN'dim. :)

Gece saat 1'de ablamlardan kalktığımızda sabaha kahvaltıya diğer ablamlarla sözleşmiştik bile.
Ablam ve eniştemle, Pazar kahvaltımızı yaptıktan ve biraz muhabbet ettikten ve ders çalışmak konusunda bir ton gaz aldıktan ve ablamdan aldığım dikiş makinesi ve bir takım kumaşı arabaya koyduktan sonra,
Tophane'ye doğru yola çıktık.
Öğrenci olduğumuz zamanki o tadı alamadım, yangından sonra da oldukça değişmiş ve açılmış.
 Olan caaanım ağaçlara olmuş ne acı! :( 

Nargilemiz Gül&Nane idi. 
(Bu aralar gül reçeli favorim, herşey güllü olsun istiyorum, hatta sevgililer gününde eşimin aldığı gülleri buzdolabına koyup reçel yapmayı bile düşünmüştüm :)))) meğer öyle olmuyormuş.) 
Ali Baba Nargile Cafe'ye sadece 3 çayımız, 1 suyumuz ve nargilemiz için bi ton para bayıldıktan sonra 
(aman öğrenciler dikkat diyim, masaya konan çilek, üzüm, muz ve bilimum kuruyemişe biz kandık siz kanmayın ;) )

By the way, ("bu arada" demek ama ben bu sefer İngilizce söyleyeyim dedim, bu kelimeyi çok kullandım farkındayım :)) "Dar alanda kısa paslaşmalar" tabirinin cuk oturduğu bir yer buldum dün.  
Ali Baba Nargile Cafe'nin lavabosu içinde hareket etmek için cebelleştiğim bir mekandı. 
Girdin mi, sağa sola dönemiyorsun bile. heheheh :))) 
Ya da ben gittikçe kilo alıyorum :p o da bi seçenek tabi ! :@ :p

Tophane'nin üstüne bir hevesle gittiğimiz Malta Köşk'ünden bu sefer çok üzülerek ve tam doyamadan kalktık, yemeklerin lezzeti eskisi gibi değildi. 
Bizi doyurmadı bile inanır mısınız?!
Bizi memnun eden tek kısmı hemen yakınında o soğukta, ufolu mescidi oldu. 
Akşam ezanını müteakip (hahahah, bu kelimeyi hiç kullanacağım aklıma gelmezdi :) çıktık havaalanına, Umre'den dönen annemle kardeşimi karşılamaya...
 Tam 2.5 saat ayakta ha çıktılar ha çıkacaklar diye bekledikten, bel ağrısı nedir anladıktan sonra,
yaş hurma ve zemzemin tadına bakabilme fırsatına nail olduk, Elhamdülillah. :)

Eve geldiğimde nasıl yatağa girdiğimi hatırlayamıyorum bile.
Sabah işe 40 dk. rotarlı gelişim için eşime bişey dememeyi planlıyorum çünkü gezdirmiyorsun diye çok laf etmiştim hahahaha :)))


Rüya tabirlerinden anlayan beri gelsin LÜTFEN!!! 
Bi de bu aralar bir rüya görüyorum, sürekli korkarak uyanıyorum. 
Allah hayır etsin.
Hep aynı rüya: eski oturduğumuz eve hırsız giriyor, ben de içerideymişim, başlıyor bir kaçış kovalamaca, ben yan apartmana kaçıyorum, eski komşuların zillerini çalıyorum ki saklanabileyim biri açar da içeri girerim diye, o sırada tam yakalanacakken korkuyla uyanıyorum.

Allah hayır etsin, lütfen biri hayırlı yorumlarını anlatsın :/


************ 


4 saatlik yazı yazma macerama burada son verirken, yorgunluktan şikayete devam ediyorum :))

Hepinizi özledim, yorumlarınızı...

Yalnız bırakmayıp twitter'dan ve facebook'tan bizi takip eden herkese çok teşekkürler.

*****

P.S.: Bu arada, bu yazıyı yazmam 4 saatimi aldı; arada bir sürü iş, muhabbet ve eylem gerçekleştirdim.

P.S, p.s: Benim de artık bir dikiş makinam var.BİM BAM BOOOM! :)))
Ama en ufak bir dikiş bilgim yok hehehehe :)))
Bununla ilgili maceralarımı da ilerleyen günlerde anlatırım, hele bi elime alayım da...
 :)



8 yorum:

  1. Cok iyi yaaa bayildim;) hangi abkanlar obu da anladim. dikis miiii hiccc tarzimiz degildir hayirdir? insanlar degisiyor degil mi... ya ders konusunda benide gaza getirin pleaseeeee

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ablacığım,
      Benim gazım o günün akşamına kadar bile kalmadı hahahaha :))))
      Ama bence evdeki bu zamanlarını değerlendir :p (Gaza getirdim mi :) )
      Dikiş konusuna gelince, abiye dikmeyeceğim ama ufak çaplı parçaları üstüne eklesem yeter :))

      Sil
  2. konuyla alakasiz ama bu arka plandaki fotograf size mi ait merak ettim cok seker duruyo ve rengine bayildim .. hayat yorucu ama keyifli geciyor gibi .. birde son olarak DURT nedir? nasil bir oyun ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba fatoş,
      hoşgeldin bloğuma,
      arkaplan resmi kendi nişan resmim evet. beğenmenize sevindim.
      hayat aslında çabuk geçiyor, ben de kaçırmıyım diye koşturuyorum, o nedenle de yoruluyorum sanırım ;)
      DÜRT de iskambil kağıdıyla oynanan bir oyun, bizim evde cindy bebekli ilkokul çocuğunun kartları vardı onlarla oynadık ama olsun :)) ilk 7li(7li kupa, karo, sinek v.s) açıp 1'den 13e kadar dizmeye çalışıyorsunuz , elinde altı veya üstü olanlar atıyor sırayla, yoksa dürt diyorsun ve bir çizik yemiş oluyorsun.
      umarım anlatabilmişimdir.
      sanırım göstermek daha kolaymış :)

      Sil
  3. canım bu günlerinin kıymetini bil gez toz yorul eve gelince uyuyup dinlenebilirsinn ama çocuk olduktan sonra dinlenmen gibi bişey söz konusu olmıyacak o yüzden bu hızla devam.. bendede makına var sıfır bilgiii ... sayende gaza mı gelsem ne :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın o yüzden bugünlerde bir çok şey yapmak istiyorum, vaktim daha değerli ve son yıllarımmış gibi geliyor çocuk olana kadar :)) Allah nasip ederse.
      Dikiş konusunda da sıfır bilgiyle ne kadar ne yapılır hiç bilmiyorum ama ben kollara fırfır dikip paça dikebilsem başka bişey istemiyorum hahaha :)

      Sil
  4. Küçük mucizeler dükkanını ve ikincisi olan Bir yumak mutluluğu ben de okudum.Edebi bir yanı yok ama kafa dağıtmak için süper derim. Bu kitaplatla ilgili post hazırladım bende bakarsan eğer. Takipteyim canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Mehtap,

      Ben de bitsin diye uğraşmıyorum hiç, ara ara elime alıyorum. Kafa dağıtıyor gerçekten.
      Postuna da bakıyorum hemen.

      Sevgiler...

      Sil

♥Güzel yorumlarınız için kocaman TEŞEKKÜRLER♥
•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Bu gadget'ta bir hata oluştu