Allah'ım şu işkence bitse de gitsek!
Yorgun değil, bitkin de değil, tamamen BIKKINIM!
Bu iş yerinde olmak, bu durumda olmak, bütün hücrelerimi kaplayan küfle hayattan tat alamıyor olmak...
İlerleme yok, anlama yok, ortam yok, anlatacak hal yok, anlayacak insan yok...
Yok, yok da yok!
İnsanlar daha bilgisayarı açmayı kapamayı bilmiyorken,
bütün işleri tek bilen ve sesini çıkarmayan BEN yaparken,
kendilerinin yaptıklarını iddia etmeleri,
Hayatta her şeyi allem edip kallem edip de başkalarına yaptırmaları,
başkalarının sırtından geçinmeleri,
ve bunu kendilerini iyi göstererek yapmaları,
insanları kullanmaları,
hiç düşünmeden insanları kendi çıkarları için heba edebilmeleri,
Herşeyden önemlisi ve en kötüsü,
herkesi kendilerine benzetmeleri....
Bu böyle uzar gider...
:(
Bana kalansa:
Ya olduğu gibi kabullenip çarkın içinde yine de tutunmaya çalışmak,
ya da olduğu gibi kabullenemeyip çarka dahil olmamak...
Deve, diyar meselesi sanırım bu!
İşte bu yüzden BIKKINIM ve BİTSE DE GİTSEK diyorum,
Her gün ayrı bir işkence, her gün doldurulması gereken mesai saatleri,
Her gün bir odada "en az" 8 kişiden çıkan ses,
Öyle ki artık klimanın sesine,
Eve dönüşte dinlediğim müziğin sesine bile tahammülüm kalmadı.
***
Bir gün daha böyle biterken, sonunda içimdekileri döktüm.
***
Ne oldu?
Hiçbir şey!
Canım bol köpüklü bir latte ve muffin istiyor işte!
Hıh!