Sayfalar

25 Ekim 2011 Salı

♥ ♥ ♥ HAYATIM (A) HOŞGELDİN! ♥ ♥ ♥

♥ ♥ ♥
25 Ekim 2010,
♥ ♥ ♥
Geçen sene bugün,
Sevgilimin ilk doğum günü benimle birlikte...
Sabah işe gitmeden onu karşılayacaktım,
Hediyesini verecektim,
Bütün gece heyecandan uyuyamamıştım.
Kalkamadım!
Sabah, tabi artık öğlen olmuştu, ona haber vermeden yanına gidecektim.
Aradı, yolda olduğumu anladı :)
Ve planım en başından suya düştü. :(
Sonra, iş başvurusu yaptığım ve şu an çalıştığım yerden görüşmeye çağıracakları tuttu :)
Gün ortasında, yırtık kotumla iş görüşmesine gitmek zorunda kaldım.
Sevgilimle tekrar buluşmak üzere ayrıldık...
İş görüşmesi o kadar uzun sürdü ki,
Tekrar buluşacağımız zaman karnımız acıkmaya başlamıştı bile,
Ordan oraya koşturmak ve düşünmek beni yormuş olacak ki,
Sevgilime: "Hadi yemeğe gidelim." derken bile halim yoktu,
O da pek istekli gözükmüyordu ve
Akşam için güzel bir yerde sürpriz doğum günü ve adına şarkı armağanım da gitme ısrarlarıma rağmen gerçekleşemeden kaldı,
İş görüşmesinden alelacele çıkıp da aldığım pastayı da böylece yemiş olduk. :(
....
♥ ♥ ♥
25 Ekim 2011
♥ ♥ ♥
Geçen yıl bilet bulamadığımız Cem Yılmaz gösterisine bu sene, eşimin doğum gününe bilet almıştık.
Gösteri 3 hafta sonrasına ertelendi :) :(
"İnsanlar hesap yaparken kader kıs kıs gülermiş." diye bir söz var,
Gerçekten de öyle oldu.
Hevesle beklediğimiz gösteri ertelendi. 
Her zaman kusursuz olsun diye plan yapan ben yine açıkta kaldım :)
...
♥ ♥ ♥

Ömrümün sahibi,
Hayatımın baharı,
Gönlümün prensi,
Günümün neşesi,
Canımın taa içiii,
Kalbimin en değerlisi....

♥ ♥ ♥

İnsanın hayatında iyi ki karşılaşmışım dediği kişiler vardır;
Varlığının hayatlarına renk verdiği insanlar,
İşte SEN BİTANECİK EŞİM, SEN SEVGİLİM, SEN BENİM HAYATIMSIN!
Hayatıma girdiğin güne şükrederek
Her gün daha da çok SEVİYORUM SENİ
Seyirlik değil, ömürlük bizimkisi...
"Nice yaşlar göresiniz evladım." derdi anneannem,
Nice yaşlar görelim sevgilim,
Nice yaşlara!...

♥ ♥ ♥
İyi ki doğmuşsun,
İyi ki benim eşim olmuşsun
Seni çok seviyorum

♥ ♥ ♥
Yarınlarıma mutluluk getirdin sevginle
Umutluyum ömrümün her gününde
Ne yapsam az senin için böyle sevince
Uğruna ömrümü versem yeter mi sence
Seviyorum seni ben bütün kalbimle

 Sevgili Eşin
♥ ♥ ♥

20 Ekim 2011 Perşembe

Muffin ♥ sevgisi!

♥ ♥ ♥
DİKKAT, DİKKAT!!!!

Güllüoğlu baklavacılarının çikolatalı muffin'inden henüz yemediyseniz; HEMEN YİYİN!





Bu sabah, işe geç kalınca (öyle az buz da değil hani; öğlen 1'de işe vardığım düşünülürse!), hem öğlen yemeği hem kahvaltı niyetine güllüoğlu'nun önünde durup bu muffin'den aldım. Bir muffin hastası olarak yediğim en güzel çikolatalı muffin olduğunu söyleyebilirim.
Bir kere, çikolatalı olup da acı olmayan pek nadir muffin yedim bu zamana kadar. Gerek Starbucks gerekse başka yerler olsun, bir muffini bile bitirmekte zorlandığımı hatırlarım.
Kakaolu olanlar ya çok acı ya da kurudur, serttir.
Bu kesinlikle öyle değil, yumuşacıkkkkk, ımmmmmm!!! 
Kesinlikle tatmalısınız.
Bir de üzümlü muffinleri vardı ama ben korka korka çikolatalı olanı aldım ve çok beğendim. Gerçekten acı değil. En güzel tarafıysa, şekeri ne az, ne çok.



Bunca reklamdan sonra bana bedava bir kutu muffin gönderseler fena olmaz yani :))
Dediğim gibi öyle lezzetliydi ki resmini çekip buraya koyacak fırsatım olmadı, dayanamadım, yedim heheheh :)))

Üstüne de
booooolll
köpüklü bir türk kahvesi içtim
...


Böyle keyifle işe başlayınca, iş hiç bitmesin istiyorsunuz.
♥ ♥ ♥

14 Ekim 2011 Cuma

Anılar koleksiyonu...

Herkese çok güzeeeelll bir haftasonu diliyorummm!! :)






        Haftasonuna girerken, yine içimi değişiklik yapma isteği kapladı. Evleneli ve kendi evimde oturmaya başlayalı  henüz 4 ay olmasına rağmen, evimde bir yenilik, tazelik, bize aitlik gerçekleştirmek istiyorum.
Mesela, eşimle öncemiz ve sonramızdan oluşan bir "Anılar Koleksiyonu" olsa ve buna baktıkça mutlu olsak!..


       Ne dersiniz hoş olmaz mı?

       En güzel anılarımızı hatta bazen en sefil, en kötü anılarımızın da içinde bulunduğu resimleri çerçevelemek istiyorum! 


       Hele şu yukarda gördüğünüz kırmızı kalpli yastık ağacı yok mu? 
Evimde bulunmasını istediğim şeylerden bir diğeri... 
Neyse, konuyu değiştirmeyelim ;)

       Facebook aslında resimlerimizden albüm oluştururken bunu bir nebze olsun gerçekleştirmişti ama ne yazık ki alıp duvarınıza asamıyorsunuz :(( 
Gerçi şimdilerde facebook albüm ve kitap oluyormuş duyduğuma göre!... :))

    
 Neyse ben ne zaman oturup eski albümlere baksam, Rabbim'in verdiği sonsuz nimetlere, imkanlara şükrederken bulurum kendimi. Tazelenir sanki  tüm anılar...

       Fonda "Gözümde canlandı koskoca maziiiiii".... :))

       Düşündüm ki geçmişte yaşanan en kötü şey bile bir süre sonra gülümsenerek hatırlanan, insana çok şey öğreten anılara dönüşüyor.
O yüzden etrafımda şükredilecek ne çok şey olduğunu gözümün önüne koyarsam, her baktığımda daha çok şükredebilirim.


       Bu gördüğünüz mavi duvar üstüne beyaz pencereler, Çeşme'nin sahil şeridinde bulunan güzel bir yerde... (Ellerimle sizin için çektim :p) 
        Eşimle ilk Ramazan Bayramımız'ı Ege sahil turu yaparak geçirmiştik. Resimleri bilgisayara atarken bile bayramımız ne güzel geçmiş diye şükrederken bulmuştum kendimi. İşte böyle güzel anıları biriktirip kavanoza koymak ve turşusunu kurmak isterdim aslında :))))



        Bu da anılar koleksiyonu oluşturmak için gerçekten oldukça değişik bir fikir! Turşusunu kurmak dedim de anıları zeytinyağına batırmaktan bahsetmemiştim :P


      Son olarak sizlerle canım arkadaşım Tuğba'nın doğum günü münasebetiyle sevgili görümcemin ve canım arkadaşım Zehra'nın (Tuğba'nın görümcesi) el emeği göz nuru, el yapımı "Anılar Koleksiyonu"nu paylaşmak istedim. Yapımı oldukça zahmetli oldu onlar için, özellikle çerçevenin kenarına pulları yapıştırmak için tek tek uğraştılar. Yapımının 4 saat kadar sürdüğünü söylüyorlar ben sadece son 1 saatinde vardım, benim de elim değmiş oldu ;)
      Ellerinize sağlık diyorum kızlar. Gerçekten çok düşünceli, özverili bir çalışma oldu. Aynısından bir tane de benim istediğimi söyledim bile :)) Çerçevenin altında bir yerlerde birlikte çekildiğimiz fotoğraflar var ama görünmek istemeyeceklerini bildiğim için özellikle uzaktan görüntüsünü yayınlıyorum. İnsanın sevdiklerinin hep yanında olduğunu bilmesi çok güzel.

      Sevdiklerimizle nice güzel anılar biriktirmek umuduyla!...

      Güzel haftasonları!...

12 Ekim 2011 Çarşamba

Sanal cicek bahcem!

Blogumun isim annesi demek istiyorum bu resim için çünkü tam da bu resme bakarken aklıma "beyaza her rengin yakıştığı" ve "herkesin renkli şeyleri daha çok sevdiği" geldi.

İlk günkü heyecanım yok ne yazık ki bugünkü postu hazırlarken. Yeterince iyi olmadığını düşündüğüm için pes etme evresindeyim her zaman olduğu gibi. Bunun için bugün sizlerle 04.11.2009 tarihli, eski bir yazımı paylaşacağım. Umarım beğenirsiniz.

Yine kapalı bir hava...
Yine kendimi cıvıl cıvıl hissettiğim günlerden biriymiş 04.11.2009!

Hani küçükken -şu an o resimleri nasıl yaptığımızı unutmama neden olacak kadar eskiden- pastel boyalarla kağıtları rengarenk boyadıktan sonra üstünü siyah pastel boyayla kapatana kadar boyadığımız zamanlar vardı ya... Hatta elektrikler kesilince yapacak bir şeyimiz olmadığı için elimize alırdık pastel boyalarımızı... Soğuyan evde, katalitiğin önünde, boyalarını kardeşi almasın diye kavga eden çocukken ben...


Siz de kendi cicek bahcenizi yapmak icin lutfen linki tiklayiniz
http://www.procreo.jp/labo/flower_garden.swf


İşte bu çiçek bahçesi linki bana onu hatırlattı... Rengarenk bir bahçem var şimdi... Hem de ellerim ve kıyafetim siyah pastel boya olmadan... Daha temiz bir dünya içindi değil mi her şey?!

İlk kez işe yaradınız forward mailler. Evet ofisime renk kattınız.
Fonda babutsa yanayım yanayım (içeri babam girmez umuduyla ofisi maskaraya çevirdiğimin belgesi!) pumpkin pie kokulu mumum...

Ofisimin ilk hediyesi: beyaz güllerim ve lilyumlarım...
Aktardan aldığım ama içmeye kıyamadığım, tanesi 1.5 tl'lik yasemin çiçekleri ve hanımeli kokusu...





Yağmurlu, kapalı bir hava ve içimde "daha dün annemizin kollarında yaşarken, çiçekli bahçemizin yollarında koşarken" şarkısı, kafamı salladıkça burnuma gelen dior addict kokusu...
Aklıma geldikçe güldüğüm nil karaibrahimgil şarkısı duma duma dum klibi....
http://www.dailymotion.com/...
İşin en komik tarafı da, bende bu klibi çevirecek potansiyelin görülmesi... Fazla pilatesin beyne zarar verdiğinin kanıtı...


Elimde viledayla tüm ofisi silmeye itecek hisler yaşatan bir klip... Öyle ki; insanın başını sokacağı sıcak bir yerinin olmasına bile seviniyor insan bunu dinleyince... Ve yaşasın yemek yemeeeeek!
The end!
Duma duma dum.

Sizin calisirken dinlediginiz veya masanizin ustunde, etrafinizda bulunmasindan hoslandiginiz seyler var mi?


10 Ekim 2011 Pazartesi

Günün Rengi: Gri!


Sağanak yağışlı bir gün, bugün.
Bu sabah gri renkli bir güne uyandım.
Hayır içim kararmış değil, sadece yorgunum. Haftasonumun bana kalmayışından muzdaribim. Mevsim değişikliğiyle birlikte iyiden iyiye kendini hissettiren eve kapanma isteğim ağır basmış durumda ve ben evlendiğim günden beri (hatta evlilik hazırlılıkları sürecini de düşünürsek) sürekli bir koşuşturmaca içerisinde olmaktan artık yoruldum.
Biraz kendime kalmak, biraz savsaklamak, ağırdan almak ama kendim için bir sürü bir sürü şeyler yapmak, pijama, terlik, televizyon üçlüsü eşliğinde "yeni heyecanım" blogumla başbaşa kalmak istiyorum.

Hafta sonum bana yetmiyor! Ben de kendime yetemiyorum!

Sanırım kendime yeni üç ben daha lazım! :)
1-İşe her sabah kronik olarak geç kaldığım için; işe gidip gelen ben,

2-Eşime ve evime evlendiğimden beri doyamadığım için olmalı ki, evde vakit geçiren, ilgilenmek istediğim hobilerimle uğraşan bir ben,

3-Gönlüm her uçmak istediğinde ayağımdan bağlanmışım hissiyatından kurtulmak için, özgürce gezip tozacağım, orası senin burası benim, bilmediğim diyarlarda kendimi yine yeniden keşfedeceğim bir ben.



Eskiden böyle havaları sevmezdim. Hayat bahara kadar dururdu benim için. Şimdi, gri renkli havalar bana Boston anılarımı hatırlatıyor. Yağmuru, soğuk havaları sevmeme vesile olan, öğrencilik yıllarımın memleketi, acılarım, maceralarım: Boston, Massachusetts, A.B.D! Havalar hep kapalı olsa da, hayatımın en renkli dönemlerinden biriydi Boston benim için. Sanki orada her şey için imkan ve zaman vardı.

Böyle havalarda çekildiğim bir Boston resmi eklemek istedim buraya ama sanırım böyle havalarda poz pek vermemişim :( , o yüzden başka bir yerden bulduğum resmi ekleyeceğim.


7 kız kardeşli ailenin 6 numaralı kardeşi olarak, ablamlara bakıyorum da onlara imrenmemek elde değil... Evli, mutlu, çocuklu veya diğer bir deyişle hem çocuk yapıp hem kariyer yapan 5'i biryerdelerime nazar etmeyeyim ama hem işe, hem çocuklarına ayrı ayrı, hem eşlerine, hem de kendilerine nasıl vakit ayırıyorlar bilemiyorum doğrusu. Bugünlerde kafamı oldukça meşgul etmiyor değil bu düşünce :)

Evet sanırım ne zamandır beynimi kurcalayan bu düşüncenin sebebini buldum:

 "Bir şey eksik o da enerji!"

Evlendikten sonra kendini iyice hissettiren kronik yorgunluğum, kronik geç kalmalara dönüştüğünde artık önlem almanın vakti geldiğini fark ettim.

B12 vitamini spora başlamamda etkin rol oynadıktan sonra, olmayan enerjimden kaybettiğim enerjiyi geri kazanmak için calsiyum, magnezyum ve çinko üçlüsünü aldım solgar'dan. 1 ay sonra vücudumda ödem oluşmaması için bir süreliğine ara vermeye niyetlenmiştim ki...

Şimdi gene yorgun, kendine yetemeyen bir ben...

Bu da kapanış resmimiz olsun: Ne kadar verirsek, o kadar alırmışız! ;) Sanırım daha pozitif olmanın vakti geldi ;)

Siz gri günlerde neler hissedersiniz?

6 Ekim 2011 Perşembe

Rengarenk Günler...

Bismillahirrahmanirrahim, (Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla)

Herkese rengarenk günler dileyerek başlamak istiyorum ilk yazıma. Bu yazım bitmeden iş yerinden çıkmayacağım, mesai bitse de :) Mükemmelliyetçi kişiliğim bu yazıyı paylaşmama engel olsa da, hatta bilgisayarımın azizliğine uğrayıp bu yazıyı 3. kez yazmak zorunda olsam da bu postu yayınlayacağım bu sefer İNŞALLAH. Daha sonra başka bir başlıkta uzunca bahsedeceğim 2011 hedeflerimle başlamak istiyorum yazıma. 2011 hedeflerimin arasında 2 şey vardı:
1- Spora başlamak (sonunda başladım! :) ),
2- Kendime bir blog oluşturmak (http://bebeko-elc.blogspot.com/) bu da yeni bloğum.
Diğer hedeflerim neydi hatırlayamıyorum şu an ama en azından bu iki tanesini başardığım için çok mutluyum.
Aslına bakarsanız blog kısmı çok zahmetli; öğrenci veya çalışmayan bir bayan olmak lazım bunun için ama yine de çok hevesliyim. Gerekirse bunun için grafikerlik kursuna bile gitmeyi düşünüyorum veya web tasarım kursuna. (Bu da 2012 hedeflerim arasında olabilir :) ) -Şu an işi bırakmayı bile düşündüm bu blog uğruna hahah! :)-


Neyse yukarıda göreceğiniz gibi boş bir sayfa var şu an ve bunu hayatımın aslında ne kadar renkli olduğunu görmek için gün be gün dolduracağım.
Bu bloğu açmak için aylardır uğraşıyorum. Aslında bir zorluğu yok, mail adresini, şifreni giriyorsun, blog oluştur tuşuna tıklıyorsun ve ta taaa... Alın size "başlık seç" kısmı...Benim için en zor, en zahmetli kısmı... Yaratıcı, değişik, ingilizce ve kolay anlaşılır, akılda kalır, cıvıl cıvıl bişeyler olmalıydı... Sırf isim bulamadığım için her gün açtım kapadım bu sayfayı. Hatta isim bulamadığım için kapadığımı bile unuttum, aylar sonra tekrar açtım tekrar isim bulamayıp kapadım. Ve işte tam da bugün 06.10.2011 İstanbul'un Kurtuluş Günü'nde rengarenk bir websitesinde (pinterest) dolaşırken, herkesin beyaz üstüne renkli tabloları, eşyaları, süsleri, dekorasyonu ne kadar da beğendiğini gördüm ve bembeyaz başlayan, renklerle bütünleşen bir hayatımız olduğunu fark ettim. Aklıma gelen ilk şey "herkes renkli şeyleri seviyor" oldu. VE ismimiz "Everybody Loves Colors!" (Herkes Renkleri Sever) işte böyle doğdu.

İlerleyen günlerde bu başlıklarda hayatımdan veya sadece bir tıkla indirilen resimlerden oluşan renklerle cıvıl cıvıl bir blog oluşacak Allah'ın izniyle.Hem İngilizce, hem Türkçe yazmaya çalışacağım bu bloğumu sizlerle paylaşmak istedim. İçim kıpır kıpır, sanki hayatıma renk gelmiş gibi...

Hayatımı renklendirenlere teşekkürler...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Bu gadget'ta bir hata oluştu