Sayfalar

30 Kasım 2011 Çarşamba

♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪ Bugün Benim DOĞUM GÜNÜM! ♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪


♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪ Happy Birthday to Me ♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪ Happy Birthday to Me ♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪ Happy Birthday, Happy Birthday ♪♫•*¨*•.¸¸♥ Happy Birthday to Me!



Nedense doğum günlerimde veya özel günlerde, 3 gün 3 gece sürsün kutlamalar hiç bitmesinler istiyorum. Bu sadece bende mi oluyor bilmiyorum ama bu konuda doyumsuz olduğumu kabul ediyorum.

•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•



Bir yaş daha ne getirdi bilinmez ama
Bir yıl daha böylece bitmiş oldu.
***
Öyle derin bir yazı olmayacak bu doğum günü yazısı a dostlar
İç hesaplaşmalar olmayacak,
Yazımı her yazmaya çalışışımda gelen telefonlar nedeniyle olamayacak daha doğrusu
O duygu gitti
İyi ki de gitti :)
Çünkü kendimi 1 yaş daha yaşlı hissettirecek duygulardı

***

O yüzden ben kutlamalara geri dönmek istiyorum.

Parti başlasın :p

Gece, geçirdiğim son 1 yılın hesabını içsel olarak yapamadan bitiverse ve ben kutlamalardan yorulmuş olarak uyuyakalsam...

Hatta rüyamda bile doğum günü kutlaması görebilirim,

Ne dersiniz; hoş olmaz mı?

Biraz fazla hayalci ve boş bir yazı oldu ama bugün için en ideal yazı bu oldu bence.
İdeal derken  "Ben daha 17'ydimmm!!!"
Ne bağlantı ama :)
Dedim ya hoş görün bugün
Hem bugün benim doğum günüm ;)


•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•
İyi ki doğmuşum;
Annemle babamın 6 numaralı kızı,
Kardeşlerimin bebeko'su,
Sevgili eşimin K'ı olmuşum.

•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•

Bu da taaaaa 19 Ocak 2010'dan kalma ama hala anlamlı...

Funny how things just tasted better
When we were young

Funny how things just seemed so easy
When we were young

It's been a long day

I wanna get out
I wanna go home
Is anything better
Than you on the phone
•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•

Derleme gibi oldu bu yazı, aslında biraz daha dağıtma (!) diyebiliriz. Hadi biraz daha dağıtayım (!)

* "There is nothing wrong with going nowhere, son. It’s a privilege of youth."
(Demek ki hala gencim ;) )

*I woke up this morning with a funny taste in my head.
Spackled some butter over my whole grain bread.
Something tastes different, maybe it's my tongue.
Something tastes different, suddenly I'm not so young. (30/11/2009) (Sevdiğim bir Ingrid Michaelson şarkısıdır kendileri)



*When I was just a little girl
I asked my mother what will I be
Will I be pretty
Will I be rich
Here's what she said to me

Que sera sera
Whatever will be will be
The future's not ours to see
Que sera sera

When I was just a child in school
I asked my teacher what should I try
Should I paint pictures
Should I sing songs
This was her wise reply

Que sera sera
Whatever will be will be
The future's not ours to see
Que sera sera

When I grew up and fell in love
I asked my sweetheart what lies ahead
Will there be rainbows day after day
Here's what my sweetheart said

Que sera sera
Whatever will be will be
The future's not ours to see
Que sera sera



♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪ Happy Birthday to Me ♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪ Happy Birthday to Me ♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪ Happy Birthday, Happy Birthday ♪♫•*¨*•.¸¸♥ Happy Birthday to Me!


♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪ Happy Birthday to Me ♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪ Happy Birthday to Me ♪♫•*¨*•.¸¸♥ ¸¸.•*¨*•♫♪ Happy Birthday, Happy Birthday ♪♫•*¨*•.¸¸♥ Happy Birthday to Me!




29 Kasım 2011 Salı

♥ LOVE ♥ YOURSELF ♥ FIRST ♥



Çok düşünüp az konuşanlardanım ve bunların neredeyse milyonda birini yazıya dökerim.
Bu yüzden düzenli bir blogger sahibi olamayacağım sanırım, ama kendi halime bırakıldığımda özgürce ve saatlerce yazabiliyorum ve bundan da oldukça keyif alıyorum.
İşte incilerimden dökülenler ;)
***




Bu başlığı yazarkenki maksadım kendimizi şımartmakla ilgili tıpkı Meyye's gibi birşeyler paylaşmayı düşünüyor olmamdı.
Şöyle bir google search yaptım ve çıkan sonuçlar bakın nerelere götürdü...
Buyrun burdan yakın :p
Başlık İngilizce olunca, içerik de İngilizce oldu doğal olarak.
Ama ben sizler için Türkçe özet geçeceğim ;)
Umarım yine de faydalı olur.

***
Bazen sebepsizce hayata, bazen de sevdiklerimize küseriz ya...
Bir çok şey yapmaya can atarken,
İçimizden hiçbir şey yapmak gelmez ya hani,
Bir yaş daha devirmenin arifesinde,
Geçirdiğim yıllarımın muhasebesini ve geçireceklerimin hayalini kurarken
İşte kendimizi daha da sevmenin 7/17 yolu: :)))



1- Kendinize aşık olun: Sizi siz yapan şeyleri düşünün. Büyümek için suya ihtiyacı olan çiçek gibi, kendinizi her yönden beslemeyi öğrenin. Kendinize aşık olmak kendinizi iyi ve kötü taraflarınızla kabullenmekten geçer. Tıpkı çocuklarınızı her yönleriyle koşulsuz sevmek gibi! (Benden eklemedir ;) ) Aynaya bakın ve kendinizin yansımasına aşık olun. Kendinizi sevmek başkalarıyla olan ilişkilerinizi de olumlu etkileyecektir. ;)

Love means never having to say you're sorry. Aşk hiçbir zaman pişman olmamaktır. (Love Story-1970)

2- Kendinizi eleştirmeyi bırakın: Kendinizi yaptığınız en ufak bir hata için azarlar mısınız? Kafanızın içinde sürekli iyi olmadığınızı ve hep hata yaptığınızı söyleyen bir ses mi var? Eğer kendinizi sürekli eleştirdiğinizi düşünüyorsanız, kendinizi eleştirmemek için çaba sarf edin.




 3- Kibar ve olumlu olun: Kendinize karşı kibar ve pozitif olduğunuzda kendinize duyduğunuz sevginiz büyür. Bunu alışkanlık haline getirdiğinizde, kendi gelişiminizi destekleyen hareketler içerisine girmiş olursunuz.

 4- Çabalarınızı kabullenin: Mesele yaptıklarınızda her zaman kazanmak değildir, bazen önemli olan o iş için çaba sarf etmiş olmaktır. En iyi sonucu alamamış olsanız da, elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı kabul etmek de bir hünerdir.
5- Endişelerinizden kurtulun: Kendini sevmek demek endişelerden kurtulmak demek. Sürekli endişe içinde geçen bir yaşam en korkunç yaşam şeklidir. Endişe hiç bir şeye çözüm değildir. Aksine elinizin ayağınızın karışmasına bile neden olabilir. (Yine benden inciler!!! :p) Sadece akıllı adımlar çözüme yaklaştırır. Bu yüzden, endişe etmeyi bırakın ve zamanınızı durumu daha iyiye götürmek için ne yapabileceğinizi düşünerek geçirin. Eğer durum sizin kontrolünüz dışındaysa o zaman durumu daha da yüce bir varlığa Allah'a veya doğa anaya (!) havale edin. Sonra, sonucuna teslim olun. (Bunu gerçekten deneyin göreceksiniz ki stresinizden, endişelerinizden kurtulmanın en güzel yolu)

"Stress happens when we forget God is in charge."  ( Stres Allah'ın iş başında olduğunu unuttuğumuzda gerçekleşir.)

6- Kendinize güvenin: Yeteneklerinize, yapabileceklerinize güvenin. Gerçekten kalbinizi ortaya koyduğunuzda kendiniz için önemli değişiklikler yapabileceğiniz yeteneğinizin olduğunu bilin. Ayrıca kendinizi hedeflerin sonuçlarını resmederek destekleyebilirsiniz.



7- Kendinizi affedin: Geçmişte kendinizi daha az değerli hissetmenize neden olan hatalar yapmışsanız, artık kendinizi affetmeniz gerekmekte. Hepimiz hata yaparız; bu yüzden dövünmeyi bırakın. Ayrıca, çocukluk travmalarından dolayı taşıdığınız duygusal yara yüklerini bir kenara bırakın. Kendinizi affetmeyi öğrenin.
"Everyone’s got some baggage; it’s part of life. But like anything else, it’s easier when someone gives you a hand with it."
(How I Met Your Mother)


Bu arada, bu resim How I met your mother'ın bir sahnesinden alıntı. Bu dizide, insana dair daha önce fark etmediğimiz bazı çıkarımları komik bir dille anlatmalarına bayılıyorum. Eğer izlemediyseniz muhakkak izleyin, benden tavsiye. Bunu başka bir yazıda da kullanmalı kesin daha detaylı olarak ;)

Neyse ne diyorduk?

Hımmm evet!

Kendimizi sevmek,
Bilmeden taşıdığımız geçmişten gelen yüklerimizi geride bırakmak,
Kendimize karşı kibar ve yapıcı olmak,
Taşın altına elimizi koyarak kendimizi affetmek için çaba sarf etmek,
Kendimize güvenmek,
Eleştiri oklarımızı kendimize fırlatmamak...

Bunlar kendimizi sevmenin 17 yolundan sadece 7'si...

Daha fazlası içi lütfen şuraya bi tık
buraya tık tık

Bir yaşımı daha devireceğim şu günlerde hepinize kendinizi daha da çok sevdiğiniz, olduğunuz gibi kendinizi kabullenerek ve bunun ışıltısını etrafınıza saçarak geçireceğiniz nice günler dilerim...

Işıltımı etrafıma saçmam ve kendimi daha da çok sevmem için bana sebepler gösteren canım eşime teşekkürü bir borç bilirim.



Not: Resimler Pinterest'ten alıntıdır.



TO BE CONTINUED...

15 Kasım 2011 Salı

Yaşamaya Dair...

Uzuuun bir aradan sonra tekrar merhaba sevgili dostlar,
Bugün ben pek bir şey anlatmayacağım doğrusu, Nazım Hikmet anlatacak...

***

 Zeytin ağaçlarıyla meşhur Ege sahilleri bakın Nazım Hikmet'e neler hissettirmiş...





Çanakkale, Küçükkuyu'da bulunan Adatepe Zeytinyağı Müzesi'ne uğrarsanız, müzenin duvarında göreceksiniz Nazım Hikmet'in Yaşamaya Dair adlı şiirini.

Her sene muhakkak gittiğimiz Küçükkuyu'da bulunan yazlığımıza bu yıl eşimle ilk kez gitmek nasip oldu. Dönerken de her sene zeytin ve zeytinyağı aldığımız yerden bu sefer eşimle zeytinyağının yanında kahveli, kakaolu bir sabun aldım. Sadece yüzümü yıkamak için kullandığım bu sabunu yememek için kendimi zor tuttum diyebilirim :)

***
Adatepe'nin zeytinyağları gerçekten tattığım onca zeytinyağı arasında kendini aşık ettirdi bana.
Sadece beni mest etmemiş belli ki!..
Nazım Hikmet bile yaşamak yanı ağır bastığı için zeytin ağacı dikmekten bahsetmiş.
Sanırım zeytinyağına ekmek banarken hissettiğim hisle zeytin ağaçlarının arasında yaşarken hissettiğim his aynı...
Yaşamı ciddiye alma meselesi bu, tadına varma meselesi...

Yaşama dair başka ne söylenebilir ki?
 Yaşamak dışında hepsi yetersiz!


Fazla söze ne hacet!
***
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Bu gadget'ta bir hata oluştu